Sayfa 1
Lila evdeki bütün sesleri tanırdı. Çaydanlığın fısıltısını, kapının tıkırtısını, perdenin pencereye dokunuşunu duyabilirdi. Bir akşam annesi eve geldiğinde Lila hemen konuşmaya başladı. ‘Bugün üç kuş duydum! Bir de komşunun kedisini!’ Annesi gülümsedi ama biraz yorgun görünüyordu.
Sayfa 2
Annesi, ‘Bugün benim de anlatmak istediğim bir şey var,’ dedi. Lila hemen bir tahminde bulundu. Sonra bir tane daha söyledi. Annesinin cümlesi yarım kaldı. Lila büyük kulaklarına dokundu. Pek çok ses duyuyordu; ama acaba annesini gerçekten dinliyor muydu?
Sayfa 3
Lila yanındaki yastığı düzeltti. ‘İstersen burada oturabiliriz,’ dedi. Annesi oturdu. Lila bu kez bekledi. Annesi zor bir işin beklediğinden uzun sürdüğünü anlattı. Lila hemen çözüm söylemedi. ‘O zaman çok yorulmuş olmalısın,’ diye karşılık verdi.
Sayfa 4
Annesi başını salladı. ‘Beni dinlemen iyi geldi.’ Lila merak etti: ‘Şimdi sessizlik mi istersin, yoksa yanına oturmamı mı?’ Annesi, ‘Biraz yanımda oturmanı,’ dedi. Lila yaklaştı. Bir şey yapmak için her zaman büyük bir fikir bulmasına gerek yoktu.
Sayfa 5
Birlikte penceredeki yağmur sesini dinlediler. Sonra annesi Lila'nın üç kuşunu sordu. Lila kuşları anlatırken annesi de sözünü bitirmesini bekledi. Konuşmalar bir top gibi ileri geri gidiyordu. Topu tutmak kadar, karşı tarafa vermek de oyunun parçasıydı.
Sayfa 6
Yatmadan önce Lila deniz kabuğunu kulağına götürdü. ‘Sesleri duymak başka, birini dinlemek başka,’ diye düşündü. Büyük kulaklarının yanında küçük bir sabra da ihtiyacı vardı. Sen birisi konuşurken onu dinlediğini nasıl gösterirsin? Bazen yalnızca beklemek bile güzel bir başlangıç olabilir.
Birlikte konuşalım
Birisi sana bir şey anlatırken onu dinlediğini nasıl gösterebilirsin?

